📩 Bilinçli beslenme ve denge üzerine haftalık notlar — bültene ücretsiz katıl. Hemen Kaydol →
Bireysel Wellness Koçluğu

Dengeyi bul,
düzeni sen kur.

Stres, tükenmişlik ve düzensiz beslenme alışkanlıkları arasında kendine dönmek isteyenler için birebir koçluk. Bilinçli beslenme ve sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleriyle küçük adımlarla gerçek bir denge kuruyoruz.

nefes al
Burcu Cihangir
Hakkımda

"Herkesin dengesi farklı — benim işim sana kendi ritmini bulman için alan açmak."

Üniversiteden mezun olduktan sonra 2 yıl kurumsal sektörde farklı bir iş icra ettim. Bu süreçte yaşadığım yoğun stres ve düzensiz beslenme, beni kronik ürtiker teşhisiyle tanıştırdı. Çözüm ararken fonksiyonel tıp ve wellness koçluğu eğitimlerine yöneldim; eliminasyon diyeti ve yaşam tarzı değişiklikleriyle ilaç kullanmadan bu süreci atlattım. Bu deneyim, öğrendiklerimi başkalarına aktarma kararımın başlangıcı oldu.

İnsana olan merakım beni meditasyon, yoga ve yaşam koçluğu eğitimlerine yönlendirdi. Kendimi güncel tutmak için Integrative Nutrition (IIN) kurumundan beslenme ve detoks eğitimleri aldım. Beden, zihin ve ruh bütünlüğüne inandığım için Access Bars, JAAS ve astroloji gibi alanlarda da eğitimler tamamladım — hepsi insanı daha derinden tanımama yardımcı oldu.

2022'den bu yana bireysel ve grup çalışmalarıyla koçluk yapıyorum. Şu anda nörobilim temelli wellbeing eğitimimi bir mentorluk süreciyle sürdürüyor, sinir sistemi üzerine derinleşerek kendimi geliştirmeye devam ediyorum.

  • 2022'den beriBireysel ve grup koçluğu
  • Fonksiyonel TıpWellness koçluğu eğitimi
  • IINBeslenme ve detoks sertifikası
  • NörobilimWellbeing mentorluk süreci
Hizmetler

Sana uygun adımı seç.

Tek bir odaklı seanstan, kalıcı alışkanlık değişimine uzanan bir programa kadar iki yol.

Tek seferlik

Bireysel Seans

Odaklı bir seans. Stres, beslenme veya yaşam tarzıyla ilgili belirli bir konuya kısa sürede netlik kazandırmak isteyenler için.

₺2.500 / seans
Seans Ayarla
Grup çalışması

WhatsApp Grup Koçluğu

4 haftalık WhatsApp grubu üzerinden koçluk. Toksinsiz yaşam, sürdürülebilir beslenme, günlük rutinler, farkındalık ve bilinç sohbetleri — her gün soru-cevap imkanıyla.

₺3.500 / 4 hafta
Gruba Katıl
Yazılar

Denge üzerine notlar.

Beslenme, farkındalık ve iyileşme üzerine düşüncelerim. Başlığa tıkla, yazı açılsın.

Bir İhtimal Daha Var, Uyan +

Hayat kalitesini etkileyen bir rahatsızlık yaşıyorsun. Doktora gidiyorsun, ilaç kullanıyorsun. İyileşiyorsun belki. Belki iyileşemiyorsun.

Peki bu durumu kabullenecek misin? Bu yazı, kabullenmeyenler ve kabullenmek istemeyenler için.

Yolculuk genelde şöyle başlıyor: kabullenmediğin an araştırmaya başlıyorsun. Ya da hayat karşına bir yol, bir yöntem, bir kişi çıkarıyor.

Aklıma gelen ilk örnekler: fonksiyonel tıp, ozon terapisi, biyoenerji, homeopati, Bach çiçek terapisi, hacamat, sülük, theta healing, JAAS, Access Bars seansı.

Hangisini seçtiğin sana ve yaşadığın rahatsızlığa bağlı — ama burada önemli gördüğüm bir nokta var: bu yöntemlerin hepsi insanı ruh, beden ve zihin bütünlüğünde ele alan, insan doğasına uygun, merkezine insanı koyan sistemler.

Amaç, şifaya giden yolu yeni bir hasar yaratmadan bulabilmek. İşin ehlini bulmak senin sorumluluğun; mantığına uymayan uygulamalardan uzak durmak da öyle.

Bunun modern tedaviyi veya ilacı reddetmek anlamına gelmediğini de belirtmek isterim. Bir tedavi uygulanıyor ama iyiye gitmiyorsak, sadece idare edip hayatta kalıyorsak — bu gerçekten yaşamak mı?

Bir ihtimal daha olduğunu duyduğunda, denemeye değer değil mi?

Hissettiğin her neyse, onu ertelemek şifa getirmiyor. O duygudan, o deneyimden öğrenmen gereken şeyi öğrenmeye niyet et — buradan başla. Hastalıklar da aslında bize bir şey öğretmeye gelir. Tünelin sonunda ışık var.

Merak etmeye ve araştırmaya devam et. Güvendiğin, içine sinen kişilerden bilgi al. Vazgeçme, çünkü çok değerlisin. Yaşadığın her şeyi kabullenmek zorunda değilsin.

Bir ihtimal daha var. Uyan.

Kalıplara Takılmadan Sağlıklı Beslenmek +

Sağlıklı beslenme savunucusu olurken sağlıksız beslendiğini düşünenleri gücendirmek istememek... Bu kaçıncı seviye kaygı acaba, diye düşünürken aklıma başka bir şey geldi.

Ben bu noktaya bir anda gelmedim. Sağlıklı beslenmenin ekmeğini yemeye ilk başladığım dönemde Amerika'yı keşfetmiş gibi heyecanlanmıştım. Ailem başta olmak üzere, bilinçsizce beslenen herkesi içten içe eleştirdiğim bir süreç geçirdim.

Ama haklıydım sonuçta — insan bedenine nasıl böyle bir işkence yapılırdı? Üzülüyordum. Herkese örnek olmalı, insanları uyandırmalıydım.

Uzun bir süre sıfır esneklikle günlerimi geçirdim ve "iyi" beslendim. Sonra ne oldu? Sağlıksız seçimler yapan bir sağlıklı beslenme savunucusuna dönüştüm. Kendi içimde çelişip garip günler geçirdiğimi söyleyebilirim. Çok geçmeden bu döngüden çıkabildim, şükürler olsun.

Başta bu çelişki acı vericiydi, çünkü kendime yakıştıramıyordum. Bir süre sonra kendime izin verdim: sağlıksız seçimler yapmaya da izinliyim. Hâlâ sağlıklı beslenme savunucusu olmaya devam edebilirim — kalıplara, etiketlere takılmadan yoluma devam edebilirim.

Şimdi sana soruyorum: sağlıklı beslenmen gerektiğini düşünüyorsun ama bir türlü başaramıyor musun?

Belki de önce kendine şu soruları sorman gerekiyordur: "İhtiyacım olan nedir?" "Ben ne istiyorum?"

Çünkü belki de yediklerinle çok daha farklı ihtiyaçlarını doyurmaya çalışıyorsun. Bunu herkes yapıyor, ben de yapıyorum. Önemli olan sadece fark edebilmek. Bu, söylemek kadar kolay değil — ama mümkün.

İnsan algısı beni her an şaşırtmaya devam ediyor. Neredeyse her şeyin ucu farkındalığa çıkıyor. Bilinçlenmek zorundayız — ama kendimize şefkatle yaklaşmayı hatırlayarak. İhtiyaçlarımızın ne olduğunu kendimize sorarak. Dışarıda aramayarak. Kendi içimize dönerek.

Ambalaja Değil, İçindekiler Listesine Bak +

Programlarımda en sık sorulan sorulardan biri şu: "Burcu Hanım, biz şimdi hiç mi gluten yemeyeceğiz?"

Bu sorudan yola çıkarak bir şeyler anlatmak istiyorum. Gluteni ya da hayvansal gıdayı yüceltmeye veya yerin dibine sokmaya gelmedim — başka bir derdim var.

Önce şunun altını çizmek istiyorum: gıda sektörü bizim sağlığımızı düşünmüyor. Peki neyi düşünüyor? Sağlık ve ilaç sektörünü ayakta tutmayı mı? Üzerinde durulmaya değer bir soru.

Son zamanlarda market raflarında glutensiz ve vegan ibareli yepyeni markalar görüyorum. Ambalajdan sağlıklı olduğuna dair bir izlenim alıyorsun, ama işin aslı öyle değil.

Gluten ve laktoz, kimi insanda bazı semptomlara sebep olan iki alerjen. Kişiye bağlı olarak tüketimi bir süre kısıtlanabiliyor — eliminasyon diyetinde tam da bunu gözlemlemeye çalışıyoruz.

Peki market raflarındaki glutensiz, vegan ama katkı maddesi dolu gıdalar ne oluyor? Açıkçası bunlar insanın aklıyla alay ediyor.

Böyle bir durumda ne yapabiliriz? Aslında çok basit: benim sırrım, içindekiler kısmını okumadan ürün almamak. Ambalaja kanmamak. Bize düşen tek şey aklımızı kullanmak, akletmek.

Neyin peşinden gittiğinin, neyi savunduğunun ötesinde sana şunu söylüyorum: kendi sağlığımızı düşünmek ve bunun sorumluluğunu almak zorundayız — çünkü bir başkası bunu yapmayacak.

Hangi Kanala Bağlanıyorsun? +

Bir dönem, herkesin bildiği şeyleri neden üstü kapalı anlattığını merak eder, isyan ederdim. Anlatmak istediğini açıkça söylemek yerine "nedir bu gizem" diye düşünürdüm.

Tefekkür ede ede, bazen şaşıra şaşıra bazı konular hakkında fikir sahibi oldum. Hayat, ihtiyacım olan bilgiyi ihtiyacım olan zamanda karşıma çıkardı diyebilirim — tesadüf diye bir şey yok çünkü. Bu yazıyı okuyorsan, buradan alacağın bir şey vardır.

Hâlâ öğreniyorum. Bu süreçte sizi de bazı konularda sorgulamaya itmek için açık açık konuşarak yazılar paylaşmaya başladım — çünkü benim savunduğum şey, olduğu gibi anlatmaktı. Sonra fark ettim ki bu mecra her şeyi olanca açıklığıyla yazmayı, insanları sorgulamaya itmeyi pek istemiyor. Bazı ifadeler yüzünden paylaşımlarımın engellendiği çok oldu.

Buna gülüyorum, çünkü farkındalığa tam da böyle engel olunuyor. Televizyon dahil birçok platform, insanların uyanık kalmasını değil, uykuda kalmasını hedefliyor. İzlediğimiz programlar bizi programlıyor — zihinlere belli bir dünya için tohum ekiyor. Kanal değiştirdiğini sanıyorsun ama aslında hepsi aynı yöne hizmet ediyor. Sen hangi kanala bağlanıyorsun?

Farkındalıksız bir seyir hâlinde olmayalım. Özgür irade var — bazen açıkça söylüyorlar, bazen dalga geçerek. Ama "önemsiz bir mesele" diye geçiştirdiğin an, aslında uyuduğunun farkında bile olmuyorsun.

Buraya kadar merakla okuduysan, içinde uyanması gereken bazı tohumlar var demektir. Devam et — yeni bir farkındalıkla birlikte ilerliyoruz ve dünyanın sana ihtiyacı var.

Bilginin değersizleştirildiği bir çağdayız. Mevlana'yı, Yunus Emre'yi düşün — hiçbiri hakikati açık açık değil, üstü kapalı anlatmıştır. Kendi araştırmanı yap, kalbinin seçtiği insanları dinle.

"Deli mi bu kadın ne anlatıyor" diyorsa zihnindeki ses — ben de seni seviyorum.

Fark Et ve Döngüden Çık +

Aynı döngünün içinde sıkışıp kaldığını görebiliyorum. "Neden sürekli bunu yaşıyorum" diye sitem ediyorsun.

Sana bir sır: bir şeylerin değişmesini istediğin bu noktada, şikayet ederek hiçbir sonuca varamazsın. Çünkü şikayet, her zaman yeni bir şikayet doğurur.

Senin istediğin şey aslında yeni bir gerçeklik — ama onu nasıl yaratacağını bilmiyorsun. Biraz konuşalım o zaman.

Duygular ve düşünceler davranışlara dönüşür, davranışlar deneyimlere, deneyimler de hükmün yokmuş gibi hissettiğin kaderine. Aynı duygu ve düşünceler haliyle aynı deneyimleri doğurur — ve kısır döngüde hapsolursun.

Yeni bir gerçekliği eski davranış kalıplarınla kurmaya çalışıyorsan başaramazsın. Önce fark etmediğin alışkanlıklarının farkına varman gerekir. Çünkü farkındalık ve kabul, dönüşümün yarısıdır.

Kendi tepkilerini inceleyebilmek için yavaşlaman gerekir. Bilinçdışının, sen fark etmeden tepkilerin üzerinde nasıl hüküm sürdüğünü izle. Beklenen o tepkiyi vermek yerine bu kez dur.

Seçimlerini bilinçli bir farkındalıkla yapabilmen, zinciri kırabilmen için önce bilinçdışının farkında olman gerekir. Yoksa yaşadığını sandığın hayatı bir döngü içinde sürdürmeye devam edersin.

Çevrende, dikkatini çeken pek çok işaret var ve bugüne kadar yaşadığın hiçbir şey boşuna değildi. Artık fark etme vakti geldi. Fark et ve döngüden çık.

Bu hayatta tesadüfe yer yok. Neden buradasın, hiç sordun mu kendine? Bu yazıya neden denk geldin şu an?

Ben kendimden kendime yazıyorum. Umarım sen de kendinden bir şeyler bulursun. Seni seviyorum.

Bültene katıl

Haftalık ilhamı posta kutunda al.

Ayda iki e-posta: kısa bir düşünce, bir öneri ve bazen bir okuma tavsiyesi. Spam yok.

Teşekkürler! Kayıt talebin alındı.